Orhan GENCEBAY’ın müziği Arabesk değildir

Kulağınızı gerçek anlamda fazlası ile dolduran bu Gencebay Müziğine özellikle bir dönem “Arabesk “ denmiştir. Şimdi bu olayı biraz açalım.. Kim neden Arabesk dedi..

Orhan Gencebay, 60’lı yılların sonunda çıkardığı ilk “Gencebay Müziği” 45’liği ile büyük bir başarıya imza atarak Türk Müziğinin tahtına oturmuştu. Ve yıllar boyunca emek sarf ederek, araştırarak, geliştirerek, çalışarak müziğini ve felsefesini daha da geliştirmeyi amaçlamıştır. Sevenleri kadar sevmeyenleri de olmuştur. Aradığı müziği bulamayıp ayrıldığı TRT, Gencebay’a Cumhuriyet tarihinin en büyük haksızlıklarından birini yapmıştır. Gencebay’ın müziğinin yoz müzik olduğunu, minibüs müziği olduğunu, Gencebay’ın sadece köyden kente göç eden varoşlar tarafından dinlendiğini bu sebepten dolayı Gencebay Müziğinin Türk Müziğini bozduğunu, lekelediğini ve bu müziğin tabiri caizse, “Tu kaka” müzik olduğu iftirasını atmıştır.

Oysa TRT, Gencebay Müziğini anlamayacak kadar kapasitesiz bir platformdu. Türk Müziğinin gelişmesini istemeyen şahısların yönetimindeydi. Ve haddinden fazla muhafazakardı. Bu korumacılık iyi  değildi. Koskoca Anadolu kültürü, sadece korunan halk müziği eserleri ve sanat müziği eserleri olmamalıydı. Müziğimiz de ki bilinmedik, sanat müziği makamlarının, halk müziği mızraplarının, ayaklarının, bozlaklarının, Arap etkilerinin, Kafkas, Azeri, balkan, Akdeniz ve ege
motiflerinin araştırılması ve müziğimizde bunlara yer verilmesi gerekiyordu. Fakat TRT hiç de oralı değildi. Bunu tek başına Gencebay başarmıştı. TRT’nin bilmediği aranje tekniklerini, notasyon tekniklerini ve hatta enstrümanları Türk müziğinin gelişimi için kullanmıştı.

TRT Gencebay’a can-ı gönülden bağlanan Türk halkını Gencebay’dan soğutabilmek için elinden geleni ardına koymadı. Gencebay Müziğini TRT vizyonlarında yasakladı. Türk Müziğinin batıya dönük dahisi, TRT’de yasaklanmıştı.. Eserleri TRT platformlarında çalınmıyor, TRT tarafından destek verilmiyordu. Hoş, Gencebay’ında TRT’ye pek ihtiyacı yoktu. O aradığı müziği bulmuş, felsefesi ile birleştirmişti.

TRT Gencebay Müziğinin nasıl bir müzik türü olduğunu çözemeyip, “Arabesk” iftirasını atmıştır. Gencebay’a Arabeskçi yakıştırmasını yapmış olsalar da Gencebay’ı gerçekten anlayanlar bu oyuna gelmemiştir. 70’li yılların sonunda birden türeyen muhtelif Gencebay taklitçileri, Gencebay Müziğini taklit edeceğiz derken, kalitesiz, taklit olduğu apaçık ortada, yapmacık, isyan dolu, ağlamalıklı yer yer iğrenç diye nitelendirebileceğimiz, 2. hatta 3. sınıf şarkılar üretmeye başlamışlardır.. İşte bu nedenlerden dolayı 80’lerden sonra neredeyse Gencebay denilince akla, isyan, acı, ızdrap, çile, arabesk, arabesk yaşamak, arabesk kılık kıyafet, arabesk tarz.. gibi cümleler gelir olmuştur. Oysa Gencebay ile hiçbir şekilde bağdaşmayan bu ifadeler, Gencebay taklitçilerinin marifetidir.

Gencebay müziğinde derin bir felsefenin varlığından söz ettik.. Mesela hayat dedik. Hayatta ne varsa, Gencebay müziğinde de o vardır.. Hayat hep güllük gülistanlık değildir. Hayat hep, mutluluk, neşe, değildir. Hayatta, dert, çile, kahır, gam, kederde vardır. Ayrılık, Ölüm, Yaşam, Doğum, Büyümek, Sevmek, Aşık Olmak, Mutlu Olmak, Evlenmek … bunların ve daha fazlasının tümü yaşamı oluşturur. Dolayısı ile Gencebay müziğinin de yer yer, acıdan, dertten, gamdan söz etmesi çok doğaldır. Aynı şekilde mutluluktan, sevinçten, yaşamın gayesinden, gülmekten, yaşama sevincinden de söz etmesi çok normaldir.

Ama bu kompozisyon “Arabesk Yaşamak” demek değildir. Aksine olağan yaşamaktır. Bir insan yaşamı boyunca, sever, sevilir, karşılıksız aşk yaşar, çalışır, emek verir, mutlu olduğu günler olur, mutsuz olduğu, kahrettiği bazen ölümü düşündüğü, yaşamaktan korktuğu günler olur. Çok mutsuz olduğu günlerde olur. Buna nazaran yaşama sıkı sıkı tutunduğu, hayatı çok sevdiği, insanları çok sevdiği günler olur.. Bu tüm insanlık için değişmeyecek ayrıntılardır. Ve her insanın başından geçer. Bu olayları her insan yaşadığına göre, biz her insana “Arabeskçi” diyemeyiz. Çünkü anlattıklarımı bu yazıyı şuan okuyan yada okumayan her insan yaşamıştır.

Eğer Gencebay eserlerinde yer yer acıdan , yer yer mutluluktan söz ediyorsa, bu hayatın inişli çıkışlı ve sürprizler ile dolu olduğundadır. Ki Gencebay eserlerinin yüzde seksenlik bir bölümünü insanların yaşamışlıklarından etkilenerek oluşturmuştur.

Gencebay Müziğine “Arabesk” demek çok saçmadır. Gencebay müziği, o kadar derindir ki tek bir başlıkla incelenemez. Bu yüzden Gencebay müziğine, “Serbest çalışmalar”, “Türk Müziğinin Devamı”,”Gencebay Müziği” denilebilir.

Gencebay o yıllarda müzik – magazin dergilerinde “Türk Müziğinin Güçlü Sesi” ,” Türk Sanat Müziğinin Ustası” , “ Türk Halk Müziği Duayeni” .. gibi yakıştırmalar ile yer alıyordu.. Avrupa ve Amerika da ki Müzik otoriterleri Gencebay’a şapka çıkarıyordu. Eserleri farklı dillere tercüme ediliyor, batıda ki bir çok senfoni orkestrası tarafından icraa ediliyordu. Batı da ki müzik marketlerinde 45’lik ve LP’leri Jazz – Blues kategorisinde satışa sunuluyordu, batılı müzik dergileri Gencebay’dan övgü ile söz ediyorlardı. Gencebay müziği o kadar derindi ki 70’li yıllarda bir çok batı Rock grubunu etkilemişti. Bu Rock gruplarından biri “Led Zeplin” di. Bu Batılı Rock grubu, Gencebay müziğinden etkilendiklerini kendi ağızları ile itiraf etmişlerdir.

Bu bölümden sonuç olarak anlamamız gereken en önemli ayrıntı Gencebay’ın bu büyük araştırmalarına, derin ve engin müzik bilgisine, çalışmalarına, duygu ve felsefe yüklü hayat bilgisi eserlerine sadece ve sadece “arabesk” demek gerçekten çok saçmadır.

Peki Arabesk nedir ?

Öncelikle “Arabesk” kelimesinin nasıl olup da müziğimize girmesi olayını kısaca izah edeyim…

30’lu 40’lı yıllarda Türk Müziğinin Türkiye de yasaklandığından bahsetmiştik. Halkın Arap, Mısır radyo ve filmlerine yönelmelerinden söz etmiştik. İşte “Arabesk” kelimesi tam bu yıllarda oluşmuş..

Zamanın gerçek emektarlarından ve bestekârlarından olan merhum Saadettin KAYNAK, Mısırlılar ve Araplar tarafından çevrilip Türkiye de gösterime giren Arapça filmlerin Arapça müziklerinin üzerine Türkçe söz yazmıştır.

Daha sonra bunların tutması üzerine, Türk yönetmenler de böyle müzikli filmler çevirmeye başladılar. İşte Saadettin Kaynak, bizimkilerin çevirdiği bu filmlere bu sefer hem söz hem müzik yapmaya başladı. Yaptığı müzikler de Mısır müziğinden etkilenimler taşıyordu. Saadettin Kaynak aslında dini müzik kökünden gelen bir kişidir, hatta din adamlığı da yapmıştı camilerde.. M.N.Selçuk ise Mısır etkili Türk filmlerine hem şarkı yapmış, hem de bu filmlerde oynamıştır. M.N.Selçuk dışında başka TSM’ciler de bu modaya uymaya başladılar.

Halkın büyük sevgisini kazanmış ve bu alanda büyük çaba ve başarı göstermiştir. Arap filmlerine müzik yaptığı ve montajladığı için ilk “Arabeskçi” unvanını alan Saadettin KAYNAK olmuştur.

Oysa Saadettin KAYNAK, başta Türk Sanat Musikisi olmak üzere bir çok çeşitli başlıkla besteleri olan büyük bir bestekârdır. Fakat Arap filmlerine müzik yapmış olmasından dolayı bazı kesimler tarafından “Arabeskçi” diye anılmıştır. Türk Müzik tarihinde ilk Arabeskçi iftirasına maruz kalan müzisyen olmuştur.

“Arabesk “ kelimesi, aynı zamanda bale sanatında bir figürün adıdır. Mimaride kullanılan birkaç süsleme sanatının da adıdır ayrıca.

“Arabesk” kelimesi müzik tarzlığından öte neredeyse toplumsal bir yaşam tarzı olmuştur. Dertli çileli kimselere, alkolik kimselere “Arabeskçi” denilir hale gelmiştir. “Çok dertliyim, her günüm gamlı geçiyor..” gibi cümlelere “Arabesk Cümleler” denilir hale gelmiştir. Arabesk yaşamak, arabesk giyinmek, arabesk takılmak gibi saçma kelimeler türemiştir.

Gencebay Müziği 65-70’li yıllar arasında inşa edilip oturmuş, özgünleşmiş ve kalitesiyle günümüze kadar gelmiş ulu bir çınar, derin bir sentezdir.  Arabesk ise Orhan Gencebay’ın kalıplarını kırmasından ve yoğun ilgi görmesinden doğan cesaretle 70’lerin ikinci yarısı ama özellikle 80’lerden sonra paragöz plakçıların yolunu açtığı bir furya şeklinde Gencebay’ın getirdiği yeniliklerin çok az bir kısmının çok daha basit ve yüzeysel bir şekilde, bilgisiz ve donanımsız ellerde yorumlanarak yozlaştırılmış halidir; yani bir yan sanayi ürünüdür. Gencebay devrimi büyük bir ağaçsa, Arabesk bu ağacın sadece çürük bir meyvesidir.

Bu dönemde (80 ve sonrası ) piyasada akıl almaz bir arabesk patlaması olmuştur. Gencebay Müziğini taklit edeceğiz derken, üretilen yan sanayi şarkılar, yozlaştırılmış basit eserler, piyasada cirit atar hala gelmiştir. Yani aslında gerçek arabesk müzik, 60’lı yıllarda Gencebay ile değil, 80’lerin başında Gencebay Müziğinin getirdiği üst düzey yeniliklerin çok az bir kısmının çok daha basit ve yüzeysel bir şekilde bilgisiz ve ilgisiz şahıslarca yorumlanarak ve yozlaştırılarak oluşturulmuştur.

Bu arabesk dönem Yeşilçam’a da damgasını vurmuş, çevrilen arabesk filmler, acıklı konular, 70’li yıllarda gişe rekorları kıran özgün Gencebay filmlerinin taklidi derken Yeşilçam kopma noktasına gelmiştir. Gencebay filmlerindeki lezzetlerin yerini para için duygu seviyesi artırılmaya çalışılmış, artırılmaya çalıştıkça da berbat edilmiş sahneler almıştır. 80’lerin plak yapımcıları gibi film yapımcılarıda Gencebay filmlerinde ki lezzetin, tekniğin, tarzın ve yıkılmış tabuların çok az bir kısmının basit ve yüzeysel bir şekilde işleyerek bilgisiz ve kalitesiz ortamlarda yozlaştırarak, “Arabesk Film” dediğimiz kavramı üretmişlerdir. Bu dönemin arabesk filmleri moda haline gelmiş, her arabesk albüm çıkarana bir film çevrilmiştir. Çoğu yoz arabeskçilerin albümü tutmamış, filmleri itibar görmemiştir. Çünkü öyle bir hale gelinmiştir ki, daha az maddiyatla daha çok filmler, albümler yapılır olmuştur buda piyasayı fena bozmuştur. Gerçek sanatçıların albümü satmaz duruma gelmiştir.

Bu 80 sonrası arabesk dönemi, sadece Gencebay’ı değil, Halk müziği yorumcusu İbrahim Tatlıses’i bile etkilemiştir. Öncesinde halk müziği 45’leri çıkaran Tatlıses, 80’lerde Arabesk’e yönelmiştir. Aynı şekilde Türk Sanat Müziğinin divası olarak gösterilen Bülent Ersoy dahi, 80’lerde Arabesk şarkılar söylemiş, arabesk filmler çevirmiştir. Zeki Müren, Adnan Şenses, Nuri Sesigüzel, Erkin Koray gibi isimler dahi arabesk öğelere eğilim göstermişlerdir. Küçük Emrah, Küçük Ceylan ve bazı muhtelif şahıslar bu arabesk döneminden faydalanarak piyasada isim yapmışlardır. Hala da arabesk geleğini bu isimler devam ettirmektedirler.

Fakat bu dönemden en az etkilenen Orhan Gencebay olmuştur. Çünkü en büyük ilkelerinden birisi kaliteyi bozmamaktır. Birkaç ezginin haricinde Gencebay bu dönemde arabesk eser üretmemiş tam aksine daha kaliteli “Dil yarası, Dünya Dönüyor, Elhamdülillah, Büyük Aşkımız, Ya Evde Yoksan, Dilenci” gibi eserler imza atarak, Gencebay Müziğinin en güzel örneklerini vermiştir.

80’lerdeki arabesk 80 sonlarında doyuma ulaşmış, 60’lardaki Halk ve Sanat müziğinin yerini 70’lerde Gencebay Müziğine bırakmış olması gibi, 80 arabesk dönemi de 90’larda yerini Pop müziğine bırakmıştır. Halende bu pop kültürü doyuma ulaşmış olsa da devam etmektedir. 90’lardaki pop müzikten günümüze kadar uzanan pop müzik aslında bir nevi 70’lerdeki pop müziğin yozlaştırılmış, paragöz plak yapımcıları tarafından basitleştirilmiş, sıradanlaştırılmış yan sanayisidir. 70’li yılların pop müzikçileri Gencebay’dan etkileniyorlardı ve Gencebay’ın rifflerini kullanıyorlardı.Nasıl 80’lerdeki arabesk furyası Gencebay Müziğinin yozlaştırılmış hali ise aynı şekilde 90’lardakide bir başka anlayış ile Gencebay’ın 70’lerin başında getirdiği pop müzik etkilerinin yozlaştırılmış ve basitleştirilmiş halidir, denilebilir.

“Pop” kelimesi İngilizce bir kelimedir ve açılımı “Popüler” demektir. Yani popüler olan her tür müziğe “Pop” müzik denilebilir. Eğer Sanat Müziği revaçtaysa ve gündemdeyse ona “Pop” denilebilir. 70’lerin en güncel ve aktüel müziği Gencebay Müziği olduğuna göre, 70’lerin pop müziği de Gencebay Müziğidir. Arabesk ile Gencebay Müziği arasında ki bu büyük uçurumu an itibarı ile çok iyi anladığınız için bu tür safsatalara, prim vermeyeceğinizi, itibar etmeyeceğinizi can-ı gönülden umuyorum..

Makale Yazarı: Ömer Faruk EROL – İdam Mahkumu // 28 Eylül 2007 //

 

http://orhanabi.net/forum/gencebay-muzigi/orhan-gencebay-muzi-arabesk-ildir-t419.html

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 9.0/10 (2 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 1 vote)
Orhan GENCEBAY'ın müziği Arabesk değildir, 9.0 out of 10 based on 2 ratings

Revisions

Comments

yorumlar

2,565 kez okundu